“Depresyondayım” günlük yaşamda oldukça sık kullanılan bir ifade.
Ancak klinik psikolojide depresyon yalnızca üzgün hissetmek anlamına gelmez. Dahası, depresif belirtiler tek bir klinik görünüm altında ortaya çıkmaz.
Ruhsal bozuklukların sınıflandırılmasında kullanılan DSM-5-TR (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders), depresif bozuklukları farklı tanı kategorileri altında ele alır.
Bu bozuklukların ortak özellikleri arasında üzgün, boşlukta veya irritabl bir duygudurum ile kişinin işlevselliğini etkileyebilecek bilişsel ve bedensel değişiklikler bulunabilir. Birbirlerinden ayrıldıkları temel noktalar ise belirtilerin süresi, ortaya çıkış zamanı ve olası nedenleri gibi özelliklerdir.
Peki depresyonun hangi türleri vardır?
1. Majör Depresif Bozukluk
Depresyon denildiğinde çoğu kişinin aklına gelen klinik tablo Majör Depresif Bozukluktur. Majör depresif bir dönemde yalnızca üzgün hissetmek değil; şu belirtiler değerlendirilebilir:
- Çökkün duygudurum
- Daha önce keyif veren aktivitelere karşı ilgi veya haz kaybı
- Uyku düzeninde değişiklikler
- İştah veya kilo değişiklikleri
- Enerji kaybı
- Konsantrasyon ve karar verme güçlüğü
- Değersizlik veya yoğun suçluluk düşünceleri
- Psikomotor yavaşlama veya huzursuzluk
- Ölümle ilgili düşünceler
Tanı açısından belirtilerin sayısı kadar süreleri, şiddetleri ve kişinin sosyal, mesleki veya diğer önemli yaşam alanlarındaki işlevselliğine etkileri de önemlidir.
Bu nedenle birkaç gün boyunca üzgün hissetmek ile majör depresif bozukluk aynı şey değildir.
2. Kalıcı Depresif Bozukluk
Bazı kişiler depresyonu belirgin dönemler halinde değil, çok daha uzun süren bir çökkünlük hali olarak deneyimleyebilir.
DSM-5-TR'de Kalıcı Depresif Bozukluk (Persistent Depressive Disorder), yetişkinlerde en az iki yıl boyunca günlerin çoğunda ve günün büyük bölümünde devam eden depresif duygudurumla karakterizedir.
Kişi bazen bunu yaşamının bir parçası olarak görmeye başlayabilir:
Ancak uzun süredir devam eden bir psikolojik örüntünün kişiye tanıdık gelmesi, mutlaka kişinin değişmez kişiliğinin bir parçası olduğu anlamına gelmez.
3. Premenstrüel Disforik Bozukluk
DSM-5-TR'nin depresif bozukluklar kategorisinde yer alan bir diğer durum Premenstrüel Disforik Bozukluktur. Burada belirtiler menstrual döngüyle belirgin bir zamansal ilişki gösterir.
Adet öncesindeki dönemde belirgin duygudurum değişiklikleri, irritabilite, çökkünlük, kaygı ve diğer duygusal veya fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir ve belirtiler döngünün belirli dönemlerinde azalabilir.
Bu durum sıradan premenstrüel yakınmalarla aynı değildir. Klinik değerlendirmede belirtilerin zamanlaması, şiddeti ve kişinin işlevselliği üzerindeki etkisi önemlidir.
4. Madde/İlaç Kaynaklı Depresif Bozukluk
Bazı depresif belirtiler kullanılan bir madde veya ilacın fizyolojik etkileriyle ilişkili olarak ortaya çıkabilir.
Bu durumda klinik değerlendirmede yalnızca belirtilerin varlığı değil, belirtilerin ne zaman başladığı ve madde ya da ilaç kullanımıyla zamansal ilişkisi değerlendirilir.
Bu nedenle depresif belirtilerin değerlendirilmesinde kullanılan ilaçların ve madde kullanımının konuşulması klinik açıdan önemlidir.
5. Başka Bir Tıbbi Duruma Bağlı Depresif Bozukluk
Depresif belirtiler bazı durumlarda başka bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkileriyle ilişkili olabilir.
Bu nedenle kapsamlı bir değerlendirme, psikolojik belirtileri kişinin fiziksel sağlığından tamamen bağımsız değerlendirmez.
Gerektiğinde psikolog, psikiyatrist ve diğer sağlık profesyonellerinin multidisipliner biçimde çalışması önem taşıyabilir.
6. Diğer Belirtilmiş ve Belirtilmemiş Depresif Bozukluklar
Bazı kişilerde depresif belirtiler belirgin sıkıntıya veya işlev kaybına neden olabilir ancak belirli bir depresif bozukluğun bütün tanı ölçütlerini karşılamayabilir.
DSM-5-TR bu klinik tablolar için Diğer Belirtilmiş Depresif Bozukluk ve Belirtilmemiş Depresif Bozukluk kategorilerine de yer verir. Bu kategorilerin bulunması önemli bir noktayı gösterir:
Çocuk ve Ergenlerde Depresyon Farklı Görünebilir mi?
Evet. DSM-5-TR depresif bozukluklar bölümünde Yıkıcı Duygudurum Düzenleyememe Bozukluğu (Disruptive Mood Dysregulation Disorder) da bulunmaktadır.
Bu tanı özellikle çocukluk ve ergenlik dönemine ilişkindir ve kronik irritabilite ile gelişim düzeyiyle orantısız, şiddetli öfke patlamalarının bulunduğu farklı bir klinik tabloyu ifade eder.
Dolayısıyla özellikle çocuk ve ergenlerde depresif bozuklukları yalnızca “üzgün görünmek” üzerinden değerlendirmek yeterli değildir.
Depresyon Her Zaman Üzgün Görünmek midir?
Hayır. Depresyon yaşayan bir kişi çalışmaya devam edebilir, arkadaşlarıyla görüşebilir veya dışarıdan oldukça işlevsel görünebilir.
Klinik değerlendirme yalnızca kişinin dışarıdan nasıl göründüğüne değil; duygudurumuna, düşüncelerine, bedensel belirtilerine, davranışlarına, belirtilerin süresine ve yaşamındaki işlev kaybına birlikte bakar.
Bu nedenle sosyal medyada sık kullanılan “gizli depresyon”, “yüksek işlevli depresyon” gibi ifadeler ile DSM'deki resmi tanı kategorilerini birbirinden ayırmak gerekir.
Psikodinamik Yaklaşım Depresyona Nasıl Bakar?
Tanı bize kişinin yaşadığı belirtilerin neye benzediğini tarif etmekte yardımcı olabilir. Ancak terapi açısından bazen başka bir soru daha gerekir:
Kayıp deneyimleri, kişinin kendisine yönelttiği yoğun eleştiri, değersizlik duyguları, ilişkilerde tekrar eden örüntüler, öfkenin ifade edilme biçimi veya benlik algısı psikodinamik değerlendirmede ele alınabilecek alanlardan bazılarıdır.
Aynı depresyon tanısını alan iki kişinin psikolojik hikâyesi birbirinden oldukça farklı olabilir.
BDT Depresyonu Nasıl Ele Alır?
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ise kişinin düşünceleri, duyguları ve davranışları arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklanır. Örneğin depresif bir dönemde kişi şu olumsuz otomatik düşünceleri yaşayabilir:
- “Hiçbir şeyi başaramıyorum.”
- “Ben yetersizim.”
- “Bundan sonra hiçbir şey düzelmeyecek.”
Kişi kendisini kötü hissettikçe aktivitelerden ve sosyal ilişkilerden uzaklaşabilir. Aktivite azaldıkça olumlu deneyimler de azalabilir ve bu durum depresif duygudurumun devamına katkıda bulunabilir.
Terapi sürecinde bu döngünün anlaşılması ve kişiye özgü biçimde ele alınması amaçlanabilir.
Depresyon Tanısını Kim Koyar?
Bir internet yazısı, sosyal medya paylaşımı veya online depresyon testi tanı koymak için yeterli değildir.
Tanısal değerlendirmede belirtilerin niteliği, süresi, şiddeti, kişinin yaşamındaki işlev kaybı, geçmiş psikiyatrik öyküsü, madde/ilaç kullanımı ve gerektiğinde tıbbi faktörler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle depresif belirtilere kendine zarar verme veya yaşamına son verme düşünceleri eşlik ediyorsa durum geciktirilmeden profesyonel olarak değerlendirilmelidir.
Kısaca: Depresyon Tek Bir Tablo Değildir
“Depresyon” günlük dilde tek bir durum gibi kullanılsa da klinik açıdan farklı depresif bozukluklar bulunmaktadır. Bu nedenle önemli soru yalnızca “Depresyonda mıyım?” değildir.
Aynı zamanda belirtilerin ne olduğu, ne kadar süredir devam ettiği, ne zaman ortaya çıktığı ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediği değerlendirilmelidir.
Tanı bir kişiyi tanımlayan etiket değil, klinik tabloyu sistematik biçimde anlamaya yardımcı olan araçlardan biridir.
Depresif belirtiler yaşıyorsanız ve bu belirtiler yaşamınızı etkiliyorsa, online terapi sürecinde birlikte değerlendirebiliriz.
Randevu Al